düşündükten sonra yasayın ki yasadıklarınızı düşünmek zorunda kalmayın...böylece daha cok vaktiniz olacaktır..( alıntı : s-h-s )
30 Aralık 2008 Salı
yeni yıl kritiği
Gelelim neden gol yedim diye düşünmeye. Tabiki kendim yüzünden hep kişisel hatalar ve sonuc temiz bir maglubiyet.tebrikler bana.tabi umarım sizde benim gibi değilsinizdir. Çünkü kimse kaybedenlerin tarafında olmak istemez. Bir dahaki yazıda görüşmek üzere sevgiler!!! Yeni yılın size saglık ve mutluluk getirmesi dileklerimle!!! umarım her şey gönlünüzce olur!!!
26 Aralık 2008 Cuma
ülkem...
Ve benim tüglerimi diken diken bir şiirle kapatıyorum bu yazıyı.
BAYRAK
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !
3 Aralık 2008 Çarşamba
SEN…
İmkansızı yaşamak nedir bilirmisin? İmkansızı sevmek… Çölde açan çiçek misali işte… Çölde açan çiçek imkansızmış bilirim… Toprak çiçeğe aşık olsada çiçeğin umurunda bile olmazmış… Dili söyleyemezmiş aşkını ama kalbi haykırırmış hep “seni seviyorum” diye.. Haykırırmış ama ne fayda dil söylemedikten sonra…
Yolda yürürken karşılaştığım sen… Bütün şarkıların anlattığı tek bir kişi var, sen… Durakta bekleyen, dolmuşta oturan, yolda yürüyen, kütüphanede ders çalışan, sırada bekleyen… Hep sen.. Her şeyde her yerde sen varsın işte!
Kalbime sorsalar neler söylerdi o deniz gözlerine…
Seviyorum… sevmenin acı verdiğini, her sevilenin sevilmediğini, imkansızım olduğunu bile bile!!! Rüzgara fısıldıyorum aşkımı, belki bir mucize olurda sesimi duyarsın diye… (alıntıdır---güzel birisinden)
21 Kasım 2008 Cuma
ankara...
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
yılmaz erdoğan
16 Kasım 2008 Pazar
hırss... ne hale gelmişiz..
Bu acı gerceklerın hepsinin yanında bi acı gercek daha var..Ölümü bile yaşayamamak... hayatı bile yasayamamak...doya doya yasamamak...nasıl mı? her gün kuyu kazmalarla hasetlerle ugrasarak gecen günler... hatta bir ömür...yolda gecerken ayagına takılan tası almaktan aciz insanlar..yakınlıgı yanlış anlayan topluluklar...slm verip borçlu kalmalar...O kadar cok ki örnekleri...aslında yasarken ölenlerdeniz ölürken dirilenleriz...
nedir bizi böle yapan? hayatı yasanırdan yasanmaz kılan?hep daha iiyi isteyen doyumsuz ruhumuz mu? bizi bazen hırsız yapan( fiziksel hırsız deil), kötülüklerin kahramanı yapan herseye ragmen kendimizle gurur duymamızı saglayan nedir? o kadar insan her gün caddelerden giderken
hiçbiri kendisinden derdinden habersiz yasadıgını sanarken arkadaslık dedigimiz güzelliklerin hep karsılıklı ilişkiye dönüştügü zamanımızda yasıyorum diyenlere sasıyorum...hersey artık hersey sasırtıyor beni...neden böle diye düşünmeden kayıtsız kalamıyorum...işte hayat ve ölmemeyi istedigimiz hayat...neden fazla yasayayım ki neden hiçbirseyin olmadıgı bir boşlukta digerlerinin görmedigi vahsetleri kayıtsızlıkları görmeden yasayayım ki...ezilsemde istedigim gibi baskalarının yaptıklarını yapmak için deil yasamak için buradayım... ve kendini kaptırmıs beyinlerini kullandıklarını sananlardan (ama gercekte hayatın akısında akıntıdaki cöp gibi rüzgardaki toz tanecigi gibi gidenler)olmayarak kendimi ödüllendiriyorum...bu yazıyı okuyanlar cok sey anladıklarını sanacaklar ama bir cogu aynı sekilde yasayacak hiçbirsey değişmeyecek...cünkü kendilerini kaptırdıkları bu akıntı onları içleriyle nefisleriyle beyinleriyle alıp gitmiş..her kazandık diyişlerinde kaybedişlerinin mutlulugunu yasayanlardan olmaktansa yasayarak ölmeyi tercih edenlerse doyasıya yasamanın verdigi hazla zaten fazlasını istemeyecekler...zaten aramızdaki farkda bu...doymak yada doymamak...yarın arkasından hırsından catlamıs gebermiş yazsalar cok anlamlı olurdu ama hiçbiri farkında deil cünkü hepsi öle...
14 Kasım 2008 Cuma
hayatı anlamak...
dünyadan anlamlar cıkarma...
yıllar...
şikayet
THE 4 WIVES
THE 4 WIVES
| There was a rich merchant who had 4 wives. He loved the 4th wife the most and adorned her with rich robes and treated her to delicacies. He took great care of her and gave her nothing but the best. He also loved the 3rd wife very much. He's very proud of her and always wanted to show off her to his friends. However, the merchant is always in great fear that she might run away with some other men. He too, loved his 2nd wife. She is a very considerate person, always patient and in fact is the merchant's confidante. Whenever the merchant faced some problems, he always turned to his 2nd wife and she would always help him out and tide him through difficult times. Now, the merchant's 1st wife is a very loyal partner and has made great contributions in maintaining his wealth and business as well as taking care of the household. However, the merchant did not love the first wife and although she loved him deeply, he hardly took notice of her. One day, the merchant fell ill. Before long, he knew that he was going to die soon. He thought of his luxurious life and told himself, "Now I have 4 wives with me. But when I die, I'll be alone. How lonely I'll be!" Thus, he asked the 4th wife, "I loved you most, endowed you with the finest clothing and showered great care over you. Now that I'm dying, will you follow me and keep me company?" "No way!" replied the 4th wife and she walked away without another word. The answer cut like a sharp knife right into the merchant's heart. The sad merchant then asked the 3rd wife, "I have loved you so much for all my life. Now that I'm dying, will you follow me and keep me company?" "No!" replied the 3rd wife. "Life is so good over here! I'm going to remarry when you die!" The merchant's heart sank and turned cold. He then asked the 2nd wife, "I always turned to you for help and you've always helped me out. Now I need your help again. When I die, will you follow me and keep me company?" "I'm sorry, I can't help you out this time!" replied the 2nd wife. "At the very most, I can only send you to your grave." The answer came like a bolt of thunder and the merchant was devastated. Then a voice called out : "I'll leave with you. I'll follow you no matter where you go." The merchant looked up and there was his first wife. She was so skinny, almost like she suffered from malnutrition. Greatly grieved, the merchant said, "I should have taken much better care of you while I could have !" Actually, we all have 4 wives in our lives a. The 4th wife is our body. No matter how much time and effort we lavish in making it look good, it'll leave us when we die. b. Our 3rd wife ? Our possessions, status and wealth. When we die, they all go to others. c. The 2nd wife is our family and friends. No matter how close they had been there for us when we're alive, the furthest they can stay by us is up to the grave. d. The 1st wife is in fact our soul, often neglected in our pursuit of material, wealth and sensual pleasure. Guess what? It is actually the only thing that follows us wherever we go. Perhaps it's a good idea to cultivate and strengthen it now rather than to wait until we're on our deathbed to lament |
Parasutlerimiz...
Charles Plumb Vietnamda ucmus,ABD Hava Harp Okulu mezunu bir pilottu.
Savas sirasinda yaptigi 75.inci ucusta, yerden havaya atilan gudumlu bir
uze tarafindan vuruldu.
Derhal kendini firlatip parasutle bir ormanin icine dustu.
Kisa bir sure sonra da Vietkonglar tarafindan yakalandi ve tam 6 yil Kuzey
Vietnamda esir olarak tutuldu.
Bugun Charles Plumb yasadigi bu tecrube hakkinda insanlara ders
vermektedir.
Bir gun Charles ve esi restoranda yemek yerlerken bir adam masalarina
yaklasir ve saskinlik icinde ciglik atar:
-Aman Allahim ! sen Plumb'sin .Vietnamda jet pilotuydun ,Kitty Hawk
havaalanindan. Ucagin dusmustu!
-Evet ama sen nereden biliyorsun bunu ? der eski pilot Plumb
-Biliyorum cunku ucus oncesi senin parasutunu ben hazirlamistim.
Plumb hayretler icindeydi. Adam elini Plumbun omuzuna atar:
-Anladigim kadariyla parasut ise yaramis
Plumb evet anlaminda kafasini sallar. -Eger ise yaramasaydi su anda burada
degildim.
Plumb o gece ,restoranda masaya gelen adami dusunmekten uyuyamaz.
Savas sirasinda cogu kez gordugu bu adamla bir kez olsun konusmadigini
dusunur.
Cunku o bir savas pilotu,adamsa parasut hazirlayan basit bir askerdir
sonucta.
Oysa o asker ,uzun tahta bir masada saatlerini harcayarak ,dikkatle
katladigi parasutlerle ,
her seferinde hic tanimadigi bir insanin kaderini ellerinde tutuyordu.
Bu olaydan sonra verdigi derslerde Plumb dinleyicilere hep ayni soruyu
sormaya basladi:
Parasutunuzu kim hazirliyor?
Tum hayati boyunca ihiyac duydugumuz her seyi bir baskasinin hazirladigi
biz modern dunyanin insanlarina sorulabilecek en anlamli sorulardan biri
de bu belki de....Yasamaya devam etmemizi saglayan sayisiz parasutler var
hayatimizda,her defasinda bir baska insanin bizim icin hazirladigi ,maddi
parasutler,
manevi parasutler,duygusal parasutler,ruhsal parasutler...... Sahip
oldugunuz en buyuk yetenegi kim kazandirdi size ,veya dusunce
yapinizi kim sekillendirdi?Kimler size moral verdi zor zamanlarinizda ya da
hayata dair manevi degerlerin farkina varmanizi kimler sagladi?
Hayatiniz boyunca parasutunuzu hazirlayan kimlerdi?Iste onlar hayatimizi
borclu oldugumuz insanlardir.Peki siz kimlere, hangi parasutleri
hazirliyosunuz, hic dusundunuz mu?
hayat ve mutheşem sonucu
Don't you (forget about me) lyrics by Billy idol
Hey, hey, hey ,hey
Watching ooh... yeah
Won't you come see about me?
I'll be alone, dancing and you know it baby
Tell me your troubles and doubts
Giving me everything inside and out, out
Love's strange so real in the dark
Think of the tender things that we were working on
Slow change may pull us apart
I'll get us back together at heart, baby
Don't You Forget About Me
Don't Don't Don't Don't
Don't You Forget About Me
Will you stand above me?
Look my way and never love me
Rain keeps falling, rain keeps falling
Down, down, down
Would you recognise me?
Call my name or walk on by
Rain keeps falling, rain keeps falling
Down, down, down
Hey, hey, hey, hey
Watching ooh..... yeah
Don't you try and pretend
It's my feeling we'll win in the end
I won't harm you or touch your defenses
Vanity and security
Don't you forget about me
I'll be alone, dancing and you know it baby
Going to take you apart
I'll put us back together at heart, baby
Don't You Forget About Me
Don't Don't Don't Don't
Don't You Forget About Me
As you walk on by
Will you call my name?
As you walk on by
Will you call my name?
As you walk on by
(As you walk on by)
Or will you walk on by?
Will you walk away?
Come on - call my name
Come on - call my name
Will you call my name?
I say
La la la...
Will you walk on by?
Would you call my name?
As you walk on by
Would you call my name?
When you walk on by?
Oh yeah
Come on and call my name
As you walk on by
Hey baby call my name!
When you walk on by
Would you call my name
Yeah, Yeah, Yeah....
I just want to see you
When you're all alone
I just want to catch you if I can
I just want to be there
When the morning light explodes
On your face it radiates
I can't escape
I love you 'till the end
I just want to tell you nothing
You don't want to hear
All I want is for you to say
Why don't you just take me
Where I've never been before
I know you want to hear me
Catch my breath
I love you 'till the end
I just want to be there
When we're caught in the rain
I just want to see you laugh not cry
I just want to feel you
When the night puts on its cloak
I'm lost for words don't tell me
All I can say
I love you 'till the end
the sound of silence
I've come to talk with you again,
Because a vision softly creeping,
Left its seeds while I was sleeping,
And the vision that was planted in my brain
Still remains
Within the sound of silence.
In restless dreams I walked alone
Narrow streets of cobblestone,
neath the halo of a street lamp,
I turned my collar to the cold and damp
When my eyes were stabbed by the flash of
A neon light
That split the night
And touched the sound of silence.
And in the naked light I saw
Ten thousand people, maybe more.
People talking without speaking,
People hearing without listening,
People writing songs that voices never share
And no one deared
Disturb the sound of silence.
Fools said i,you do not know
Silence like a cancer grows.
Hear my words that I might teach you,
Take my arms that I might reach you.
But my words like silent raindrops fell,
And echoed
In the wells of silence
And the people bowed and prayed
To the neon God they made.
And the sign flashed out its warning,
In the words that it was forming.
And the signs said, the words of the prophets
Are written on the subway walls
And tenement halls.
And whisperd in the sounds of silence.
bin isteğimden hepsi ona yada sana...
kime ne!!!
İşte o kadar yalan uyduruyorum kendime,
O kadar yalan... Kime ne...
Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne?
Kendimi sende unutuyorsam kime ne?
Sende susuyor, Sende konuşuyorsam
Sende uyuyup Sende uyanıyorsam,
Vuruyorsam talan olan umudun mahzeninde kendimi,
Kime ne,
Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşüncende,
Yalan yada gerçek,
Sen sakın gecesiz uykularımda üşüme!
Ben üşüyorsam kime ne....
can yücel
Kendimi buldugumda anladim.
Herkesin mutlu olmak icin baska bir yolu varmis,
Kendi yolumu cizdigimde anladim..
Bir tek yasanarak ogrenilirmis hayat, okuyarak, dinleyerek degil..
Bildiklerini bana neden anlatmadigini,anladim..
Yureginde ask olmadan gecen her gun kayipmis,
Ask pesinden neden yalinayak kostugunu anladim..
Aci doruga ulastiginda gozyasi gelmezmis gozlerden,
Neden hic aglamadigini anladim..
Aglayani guldurebilmek, aglayanla aglamaktan daha degerliymis,
Gozyasimi kahkaya cevirdiginde anladim...
Bir insani herhangi biri kirabilir, ama bir tek en cok sevdiði acitabilirmis,
cok acittiginda anladim..
Fakat,hak edermis sevilen onun icin dokulen her damla gozyasini,
Gozyaslariyla birlikte sevincler terkettiginde anladim..
Yalan soylememek degil, gercegi gizlememekmis marifet,
Yuregini elime koydugunda anladim..
''sana ihtiyacim var, gel ! '' diyebilmekmis guclu olmak,
Sana ''git'' dedigimde anladim..
Biri sana ''git'' dediðinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmis sevmek,
Git dediklerinde gittigimde anladim..
Sana sevgim simarik bir cocukmus, her dustugunde ziril ziril aglayan,
Buyuyup bana simsiki sarildiginda anladim..
Ozur dilemek degil, ''affet beni'' diye haykirmak istemekmis pisman olmak,
Gercekten pisman oldugumda anladim..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymis, sevgi dolu yureklerin gururu olmazmis,
Yuregimde sevgi buldugumda anladim..
Olurcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermis bir gun affedilmeyi,
Beni affetmeni Olurcesine istedigimde anladim..
Sevgi emekmis,
Emek ise vazgecmeyecek kadar, ama ozgur birakacak kadar sevmekmis...
Sen mutlu olacaksan eger, bana sadece senin tebessumun de yeter .
Bitti diyorsan bunuda anlarim
bir şiir...
beyberbeyi sarayı (1917)
amerikalı baskanın sözleri..herkesten bişiy ögrenmeli...
edinen milletler köleleşirler,kendi görev ve cıkarlarını unuturlar. Zira millet ortalık hayaline baska millete bağlandı mı, bu ikincisinin kavgalarına boşu boşuna karısır.
Üstelik ona imtiyazlar tanır. Bu ise kendisinin sömürülmesine yol acmakla kalmaz, baska ülklerin düşmanlıgını ve misillemelerini de üstlerine ceker.Büyük ve güçlü bir ülkeyle öyle bir ilişki kuran küçük yahut zayıf millet ötekisinin uydusu olmaktan kurtulamaz..
Yabancı entrikaların aleti durumundaki kişiler, güvenini ve alkısını kazandıkları halkı aldatarak, onun cıkarlarını baskasına teslim etmesini saglarken, bütün bunlara karsı cıkan gercekte yurt severler şüpheli duruma düşürülüp lanetlenebilirler...
.....
manası kalmadıgından..
birşeyler engelliyor beni kalemimi..
söyleyemiyorum sevdamı askımı
karsılıgı olmadıgından..
birşeyler engelliyor bagırmamı..
gidemiyorum senden daha uzaklara
ne kadar cabaladıysam...
bir parcam sende nasıl uzaklasayım ki!!!
<<<<<<<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
terslikler..
az seylerle yetinmekten bıktım ama,
senli dünyada sensiz yasıyorum artık..
bazen telefonla bazen adımlarla sana ulaşacakken;
özlemini duyarak yasıyorum yanı basında artık..
sana dokunabilmek varken;
soguk rüzgarlarla dans ediyorum..
herseyi söylemek isterken sana;
saklıyorum ve saklanıyorum artık senden..
artık cesur olmak isterken;
korkatlıgımdan hayatımı yasanmaz hale getirdim
dünyaya senin için meydan okumak isterken;
cekiliyorum kalbimin içine gizlenerek..
hep olumsuzlukları yasadıgım gibi;
üstüne üstelik birde hiç bişiy yok gibi terslikleri yaşıyorum...
cok sevmeyeceksin...
Bağlanmayacaksın bir şeye
Öyle körü körüne
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki
Çok sevmeyeceksin mesela
O daha az severse kırılırsın
Ve zaten genellikle o daha az sever seni
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen çok acımazsın
Çok sahiplenmeyince
Çok aitte olmazsın hem
Çalıştığın binayı
Masanı, telefonunu, kartvizitini
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları
Mesela kuzey yıldızı
Senin yıldızın olacak
“O benim” diyeceksin
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin..
Mesela gökkuşağı senin olacak
İllede bir şeye ait olacaksan,
Renklere ait olacaksın,
Mesela turuncuya,
Yada pembeye,
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden
Çok ait olmadan yaşayacaksın
Senin değillermiş gibi davranacaksın
Hem hiçbir şeyin olmazsa
Kaybetmekten de korkmazsın
Onlarsızda yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın
Çok eşyan olmayacak mesela evinde
Paldır küldür yürüyebileceksin
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat
İlişik yaşayacaksın Ucundan tutarak..
aslında doğruymus anlıyorsun zamanla........
dönmem dönemem geriye
sen
iki cicek..
duygular...
beklentileriniz....
.......
Hiç beklemeden calan kapıda onu karsınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?….
Beklemediğiniz bir anda hediye almak sevdiginizden….
Ve beklemeden gelen bir mesajın “seni seviyorum” tadına varabildiniz mi hiç….?
Bir”seni özledim” mesajı ile askı yakaladınız mı…?
…………….
Onu sevdiğiniz, onunda sizi sevidiği icin sevin…
Göreceksiniz ki o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktıgı tat,yıllanmıs sarap gibi , bir baska döndürüyor insanın basını…
Artık gelecege dair hayallarimde yok… ben sevgiyi yasıyorum…onun yanımda oldugu anlar o kadar değerli (olmasada olsada öle düşünmem önemli) o kadar kıymetli ki ….
Nedense sevmeye aradıgımız eğer….
Beklentisiz seviyorum….
Sevdiğim için seviyorum….
hiçbirsey....
kısaca ben:)
Yamaçlar vardır benim gönlümde.
Ne karlı daglar vardır benim gönlümde
ne içi bos sehirler vardır
ne kapalı kapılar ardından bakan acılar vardır benim gönlümde
Ne iyimserlikler vardır
ne umutlar vardır çatılarımda
ne çocukluklar vardır daglarımda
ne asklar vardır
ne kıyametler vardır içimde
ne fırtınalar vardır kalbimde
yıktı beni kavurdu ne kaldı ki bu gönlümde………
hala anlamıs deilim:S
saygilar:
herhalde bişiyler anladınız hakkımda:
biraz karısık biraz fırtanılı biraz durgun biraz enterasan